NEREDE ŞU SONSUZ GÜZELLİK DENİLEN ŞEY?

Sosyal medyada her geçen gün güzellikleriyle ön plana çıkan insanların fotoğraflarına denk geliyorum.  Hayranlıkla karışık bir hayretle fotoğraflara baktığımı fark ediyorum. Bu insanlar sadece güzel olmanın ötesinde kusursuz, mükemmel, parlak görüntüleriyle karşımıza çıkıyor. Bu inceleme o kişiyi gerçekten merak ettiğimden ileri gelmiyordu, bunu biliyordum. Sadece bu kusursuzluk (dış görüntü de) karşısındaki hayranlığımla ve bu kadar kusursuz olmayı nasıl başardıklarıyla ilgiliydi. Bu duyguların tamamiyle irademiz kontrolünde yaptığımız ve bizim isteğimiz üzerine şekillenen bir eylem olduğunu düşünmüyorum. İlkel atalarımızdan sadece ırkımız, dış görünüşümüz değil genlerle birlikte korkular, en temel dürtüler, baskın istek ve duygularda aktarılmıştır. Bu yüzden insanlığın; kadın veya erkek olalım güzelliğe karşı her zaman bir zaafı vardı. Güzellik; her zaman ön planda olmayı hak eden, ilgileri üzerine çeken büyüsü ile güçlü bir olgu olmuştu. Güzellik kavramını  sadece insan üzerinden değerlendirmek yanlış olur. Güzel ve estetik bir zevkle döşenmiş bir mekan, bir yemek vs. insana iyi hissettiren şeyler olmuştur. Güzellik algısının kökeni bu kadar eskiye dayanmışken ve bu kadar hayatın geneline nüfuz etmişken; güzelliğin etkisizliğinden ve önemsizliğinden bahsetmek saçma olacaktır. Yapılan çalışmalarda bile insanların kurduğu ilk iletişimde görüntüye ve güzelliğe önem verdiği ortaya çıktı. İlkokul anılarımızda bile her zaman daha popüler ve gözde olan arkadaşlarımızın genellikle güzel ve yakışıklı olduğunu bile iyi ve kötü tecrübe etmişizdir. Bizler daha çok küçük yaşlardan itibaren bile güzelliğin önemli ve etkili bir şey olduğuna dair algılarımız yer almaya başladı.

Peki güzellik nedir sizce? Güzellik kusursuzluk  mu? Bizde bıraktığı huzur duygusu muydu mesela? Bunu şimdi sadece bizler değil yıllar öncesinde ilk defa Yunan filozofları sorgulamıştır ve güzellik kavramının gerçekte ne olduğu hakkında görüş geliştirmişlerdir. Pythagoras, güzel olanın uyumluluk olduğunu, Herakleitos, bu uyumun zıtlıklarla da sağlanabileceğini düşünmüştür. Empedokles, güzellikle sevgi-aşk arasında ilgi kurup, konuya farklı bir boyut kazandırmıştır. Demokritos, güzeli doğada değil insanda aramak gerektiğini söylemiş; Sokrates bunu geliştirip asıl güzelliğin ruh güzelliği olduğunu vurgulamıştır. Sokrates, aynı zamanda güzelle iyi arasında sıkı bir bağ olduğunu da ifade etmiştir. Platon, güzeli idea öğretisine göre yorumlayarak iki tür güzelden söz etmiştir. Kendinde güzel veya değişmeyen güzel ki bu, ideadır; diğeri de tek tek nesnelerde veya fertlerdeki değişen güzeldir. Dünyadaki tüm güzellikler idea olan güzelin yansımasından ibarettir. Platon, güzel ile iyi arasındaki ilgiyi de devam ettirmiştir. Aristoteles, Platon’un ideaya dayalı güzellik anlayışına karşı çıkarak, güzelin nesneden kaynaklandığını kabul etmiştir. Aristoteles, kendisinden önce kabul edilen orantı, simetri, uyumluluk gibi güzellik ölçülerine büyüklüğü de katmakla, farkına varmadan yücelik kavramına da kapı aralamıştır. O da Platon gibi sanatların taklit olduğunu kabul etmiştir.  Immanuel Kant, güzelliğin hem öznel hem de nesnel niteliklere sahip olduğunu kaydetmiştir. Ona göre "güzellik, sonsuzun sonlu olarak kendini göstermesidir". Kant, güzellik deneyimini vurgular; burada özne ya da nesneden öte, deneyimin kendisi önemsenir. 

Öyleyse güzellik kavramı nesnel midir? Nesnel olsaydı güzellik kavramı hepimiz için aynı olurdu? Peki öyle mi? Eğer güzellik hepimiz için aynı şeyi ifade ediyor olsaydı; fakir bir ailedeki değerli bir inci kolye güzellik kavramı içinde değil, para ve ihtiyaçların karşılanması için bir araç halinde olmazdı. Fakat ekonomik anlamda üst düzey varlığa sahip bir hanımefendi için bu zarif detaylara sahip inci kolye güzellik unsurudur. Estetik detaylarla döşenmiş bir ev bir insan için güzelken, diğer birisi için itici gelebilir. Bu yüzden güzellik durumdan duruma, insandan insana değişebilen bir olgu olduğunu düşündürebilir bize. 

Sandro Botticelli~Venüsün Doğuşu, Uffizi Floransa, 1482–1486


 İnsanlar güzelliği ilk olarak doğada bulmuşlardır. Sonbaharın; turuncu, sarı ve kırmızının her tonunun  hakim olduğu ormanlarda, akarsuyun serin ve ferahlatıcı sesinde, gün batımında güneşin denizle buluştuğu noktada görülen olağanüstü manzaralarda.. Bunları daha sonra sanata yansıtmışlardır. Ama insan zamanla görünen güzelliğin ötesinde bir güzellik aramıştır. Çünkü doğada, hazır olarak var olan güzellikte çaba yoktur. Çabasız olan şeyler insanı bir süreden sonra mutlu etmemiştir. Artık görünen şeylerin daha ötesinde görünmeyen güzelliği ortaya çıkarma, hissettirme sanata yansımıştır.

 Peki günümüz genel güzellik bakış açısı nasıldır? Günümüzde estetik cerrahi operasyon oranları her geçen gün artmaktadır. Bunu haberlerde profesyonel olmayan ve dolandırma amaçlı estetik mağduru olan insanların artışıyla bile anlayabiliriz. Estetik ameliyatlara karşı çıkılmasını, şiddetle reddedilmesi gerektiğini düşünmüyorum. Bir insanın kahvesini sade veya şekerli içme hakkı kadar doğal ve kişisel bir tercih olarak görüyorum. Kişisel tercih alanına giren bir meseleye saygı duyulması yönündeyim. Fakat beni rahatsız eden şeyler var. Küreselleşen dünyamızda sadece ortak duygulardan, ekonomiden, insan ilişkilerinden ibaret değiliz. En önemlisi değerlerden, fikirlerden, benimsediğimiz ve içselleştirdiğimiz ortak olgulardan ibaretiz. Teknolojinin çokça geliştiği bu dönemde; sizlere böyle kelimelerle dokunabilmemi sağlayan teknolojiye minnet duyuyorum. Fakat minnet duyduğumuz kadar da bu konuda seçici olmalıyız. Seçici olmadığımız takdirde ki.. Şuan durum böyle. Güzellik kavramı hazırcı, yüzeysel, sadece şekilde tutunabilen, anlamsal değeri düşük bir olgu haline geldi. Bu olgu; tüm insanların düşünce yapılarına o kadar siyaret etti ki yüzümüzdeki görünmeyen küçük tüylere, küçük lekelere, alınan kilolara, küçük memelere daha çok öfkeliyiz. Çünkü medyada sürekli karşımıza çıkan insanlar böyle değil. Onlar lekesiz yüze, pürüzsüz vücuda, güzel kalçalara, dolgun memelere, ince bele sahipler ve fotoğraflardan göründüğü kadarıyla da baya mutlular. Büyük ekonomi sektörleri ve medya el ele vererek bu çarkın dönmesinde destekçilerdir. Kendi biricik bedenlerimizde, özgünlüğümüzün huzurunda, varoluş amacımızın peşinden gitmektense; medyanın ideal erkek ve  kadın güzellik figürlerine sahip reklam yüzleri çıkarttılar karşımıza ve defalarca karşılaştıktan sonra alıştık. Aynada baktığımız kendimizle ister istemez mukayeselere girmeye başladık. En yakınımızdaki diğer insanlarında güzellik konusundaki tüketim alışkanlıkları ve medya bizde pasif bir baskı, kaygı yarattı. Aynada gördüğümüz biricikliğimiz kusurluydu artık bizim için. 

Peki, sizce bu görünen güzellik, salt güzellik mi? Bu büyülendiğimiz şeyler; gerçek isteklerimiz mi, dışsal empozeler ürünü mü? Güzellik kavramı üzerine derinlikli düşüncelere girmeye çalışan ve giren Yunan filozoflarıyla karşılaşınca günümüz güzellik algısının sınırlılığı karşısında hayrete düşüyorum. Bazen kendimi insanlığın geriye doğru evrildiğine dair düşüncelerden alamıyorum. Ama bunları fark etmek büyük bir başlangıç bunu biliyorum. Güzellikle ilgili yazımı, İskenderiyeli Filozof olan Hypatia'nın bir diyaloğu eşliğinde; film ve müzik önerimle burada noktalıyorum. 

Gerçek güzellikleri aramanız ve bulmanız dileğiyle. Sizleri seviyorum :)

Hypatia, öğrencilerine güzelliğin doğasına dair dersler veriyordu. Onlara şöyle söylüyordu:
”Bir adam, kadın vücudunun güzelliğini gördüğünde onu şehvetle fethetme arayışına girmemeli. Bunun yerine onun güzelliğinin, gerçek güzelliğin bir sureti olduğunu anlamalı. İnsan, hayvani doğasının en alçak yerlerine bir kez daldığında güzelliğin asıl özü üzerine düşünemez, kendi körlüğünde ve Hades’in aldatıcı gölgeleri içinde yaşamak zorunda kalır.”
Anlaşılan öğrencilerinden biri mesajı anlayamamıştı, çünkü dersten sonra yanına gidip onu sevdiğini söylemişti. Hypatia, anlattığı şeyi daha iyi vurgulamak için çantasına uzandı ve Mısır’da kullanılan bir çeşit kadın pedini çıkarıp genç adama şöyle dedi: ”Sevdiğin şey bu. Sen gerçek güzelliği sevmiyorsun.”

Film önerisi: Adventageous, 2015 yapımı.

Müzik Önerisi: Güzelliğin On Para Etmez - Ferman Akgül (MaNga) & Ethnic Band

Kaynakça:

Özden, H. Ö. (2002). Hellenizm Öncesi Yunan Felsefesinde Güzellik Anlayışları. A. Ü. İlahiyat Fakültesi Dergisi 0(17). 61-71.

Deniz, D. (2018).  Güzellik Kaygısı. İ.K.Ü. Aydın İnsan ve Toplum Dergisi , 5 (1). 1-8

https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCzellik

https://www.bilim.org/sondurulen-isik-iskenderiyeli-hypatia/

Yorumlar

Popüler Yayınlar