SEVAPİST'DE NE?
SEVAPİST’DE NE?
Bir hoş geldin yok mu der gibi
bakmadığınıza eminim kim bekler ki girdiği bir blog sayfasında kalıplaşmış hoş geldinlerin
haricinde uzun bir hoş geldin konulu bir yayınla karşılaşmayı. Haklısın. Ama burası sosyal medyanın soğuk ve aynı zamanda
olmadığı gibi görünmeye çalışan tarafı değil merak etme. Burası bir ev, yoğun
bir iş günü molası, soğuk kış günü öğrenci evinde açılan kalorifer peteği. O
yüzden hoş geldin iyi ki geldin. Bu satırlarda hem kendimi bulmaya hem de sizin de
kendinizi bulmanızda küçük bir kıvılcım olma niyetiyle başladığım bu yolda bana
eşlik ettiğiniz için şimdiden teşekkürler.
Günümüzün en büyük kitlesel sorunlarının ve açıklığa kavuşturamadığımız bir çok problemin temelinde sevgisizlik olduğunu ve bunun yanı sıra farklılıkların en büyük lütuf ve gelişme aracı olduğunu düşünen, bu kalıpları yıkmak isteyen sizden biriyim. Sayfamın adını ilk gördüğünüz an kafanızın karışması çok normal. Çünkü Türk Dil Kurumunun arşivinde böyle bir kelime yer almamakta. Sevapist'i, sevginin ilk ve terapist kelimesinin son harflerinin birleştirilmesiyle oluşturdum. Huzursuzluğu sevgi gibi güçlü bir duygunun sağılttığına bütün kalbimle inanarak. Bu çizgisini bozmuş ve karmaşık yaşamda kendimizi bulamıyoruz. Her şeyi akıl ve mantık yoluyla çözmeye çalışan ve önceden plan yapmaya alışan biz zeki insanoğlunun hala kavrayamadığı yada kavramayı inkar ettiği şeyler var. Bunlardan biraz bahsetmek istiyorum.
Sevapist dedim. Sevgiyi sürekli övdüm övdüm, yere göğe sığdıramadım. Peki sevgi nedir? Sevgi gibi görünen ama olmayan ve gerçekten sevgi olan şeyi birbirinden ayıran şey nedir? Bunu insanlık olarak çok azımız düşünmüştür, üstüne kafa yormuştur eminim. Peki biz neden sevgiye kafa yormuyoruz, sadece yaşayıp gidiyoruz? Acaba gerçekten de çok önemsemediğimiz için mi? Tüm cevaplar sizde. Peki sevginin üstüne kafa yormuş çok az insandan biri olan Erick Fromm’nın sevgi kavramına bakalım. Erick Fromm; Amerikalı ünlü bir psikanalist, sosyolog ve filozoftur. Ruh bilimindeki Marksist-sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir. Erick Fromm’un , Sevme Sanatı adlı kitabının hemen ön sözünde insanı sert bir duvara toslayacak cümleleriyle karşılaşıyorsunuz:” Bu kitabî okuyarak sevme sanatına ilişkin hazır bilgiler edinmek isteyenler düş kırıklığına uğrayacaklardır. Tam tersine bu kitap, belli bir olgunluk düzeyine erişmeden kişinin sevgiye ulaşamayacağını göstermeyi amaçlamaktadır. Burada yapılmak istenen okuyucuya, sevgiye erişmek için harcadığı tüm çabaların, kendi kişiliğini bütünüyle yaratıcı yönde geliştirmedikçe, başarısız kalacağını göstermek, komşusunu sevme yeteneği, alçak gönüllülük, cesaret, inanç ve disiplin kazanmadan sevgiden yana kişisel doygunluğa erişemeyeceğini kanıtlamaktır.” Sadece önsözüne bakarak bile sevgi kavramının aslında o kadar basit bir şey olmadığı, bir çok karmaşık bileşenin etkeniyle o saf, gerçek sevginin tadılabileceğine vurgu yapıyor.
![]() |
| The Lovers- Margritte, Modern Sanat Müzesi, New York |
Kitabın içerisindeki bir alıntısında “ Sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir; bir tutumdur; kişinin sadece bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır.” Başka bir alıntıda “Eğer bir kişiye “seni seviyorum” diyebiliyorsam, “sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum” da diyebilmeliyim.” cümlesi geçmektedir. Eğer öyleyse sadece bir kişiye veya nesneye kadar indirgediğimiz sevgi kavramı sadece karşımızdaki insanı sevmekten de öte kendimizle ve dünyaya karşı duyduğumuz sevgi, güven kavramlarımızla da ilişkili. Eğer öyleyse gerçekten seven bir insan.. Karşılıksız, beklentisiz, çıkarsız, amaçta araç olarak kullanmayan; saf özünü yansıtan bir sevgiyi kalbinde hissedebilen bir kişi bu dünya için ne büyük farklar yaratabilir.
Sevgiyle kalın..

Yorumlar
Yorum Gönder
Yorum Gönderme